Şarkılar Ne Anlatır
Hava serinlemiş, gökyüzü gitgide kararıyordu. Odamın camından dışarıya bakarken, içimi bir tuhaf, adını koyamadığım bir sızı kapladı. İnsan bazen neşeden de yorulur, mutluluktan da usanırdı sanki. Yahut benim mizacım böyle, ne bileyim.
Gece olunca, insanın kurduğu bütün perdeler birer birer iniyor. Gündüzden kalma telaşlar, “mış gibi” yaptığımız haller çekilip gidiyor. İşte o vakit, gönül yarasını saracak bir şeye ihtiyaç duyuyorsun. Bir dosta, bir yâre… Ama en çok da, seninle aynı dili konuşan bir sese. O ses, bazen bir türküden, bazen de dumanı tüten bir gramofonun cızırtısından gelip seni buluyor.
Şarkılar, dostum, ne anlatır diye sorarsın. Şarkılar, insanın kendi kendine bile itiraf edemediği şeyleri anlatır. Onlar, bizim içimizde bir köşeye sinmiş, kilitli kalmış hüzünlerin, umutların tercümanıdır. Bir türkünün makamında, yoksul bir Anadolu köyünde kalan sevdiğine duyulan hasretin titrek sesi saklıdır. Bir aşk şarkısının nağmesinde, “Beni hiç bırakma,” diyemeyen bir yüreğin yalvarışı gizlidir.
Biz insanlar, hep bir şeylere yetişme telaşındayız. Para, mevki, itibar… Ne uğruna koşturduğumuzu da çoğu zaman bilmiyoruz. Fakat o ince seste, o yanık ezgide, bütün bu dünyanın boş bir yel değirmeni gibi döndüğünü anlıyorsun. Anlıyorsun ki, geriye kalan tek şey, içindeki o garip, o saf, o kimseye benzemez duygular.
Bizim hikayelerimizde hep o kenarda kalmış, ezilmiş, fakat yüreği pırıl pırıl insanlar var ya, şarkılar da aynen öyledir. Onlar, “Büyük Adamlar”ın değil, bizim gibi basit, kendi halinde insanların dertlerini söyler. Zenginlikten değil, hasretten dem vurur. Altın kaplamalı salonlardan değil, ıssız bir yoldan, bir gurbet gecesinden bahseder.
Dinlerken, “Ah be,” dersin, “Tam da benim halimi anlatıyor.” Bilirsin ki, o şarkıyı yakan da, söyleyen de seninle aynı acıyı çekmiş. Sen, yoksulluktan büzülmüş bir ceket içinde titrerken, o da bir dağ başında yağan karın altında üşümüş. Bu, bir kardeşliktir. Kelimelere dökülmez bir yarenlik.
Velhasıl, şarkılar ne anlatır?
Şarkılar, hayatın bize unutturmaya çalıştığı şeyi anlatır: İnsan olduğumuzu, yalnız olmadığımızı, ve bu dünyada bir kerecik olsun, saf bir aşkın, temiz bir vicdanın her şeyden değerli olduğunu. Geriye dönüp bakınca, seni yoran onca şeyden sonra, kulağında kalan tek hoş seda, o yanık türkünün sesi olur. İşte şarkıların bütün hikmeti de budur.
Şimdi kalkıp, bir sigara yakmalı, o eski plağı yeniden dinlemeli. Belki o zaman, içimdeki bu düğüm çözülür, kim bilir?


